HUZURA GİDERKEN ÇIKMAZ SOKAĞA GİRMEYİN…

Huzur… Hayatımız da başköşeye koyduğumuz bir duygu. Her yerde arıyoruz çaresizce, evde, işte, bulunduğumuz ortamlarda hatta uykuda bile…

Şu son birkaç aydır edindiğim tecrübelere dayanarak bundan sonra iş ilanlarında bile aranması gerektiğini düşünüyorum ‘HUZURUN’…

‘Huzurlu bir iş ortamında çalışmak isteyen çalışma arkadaşları aranmaktadır.’

İş yaşamında huzur hepimizin aradığı şey. İşini yapan ve gerçekten yetenekli olan kişilerin paradan ya da kariyerden önce baktıkları öncelik bu oluyor. Başarıyı da tetikleyen bir duygu. Başarı tanımı herkese göre değişebilir, durumlara ve zamana göre değişebilir. Ama huzurun beraberinde başarıyı da getirdiğini unutmamak gerek.

Bu denli muhtaç olduğumuz huzuru kimi zaman paraya bile tercih ediyoruz. İş görüşmesine gittiğinizde o bina yığınında bile his arıyorsunuz. İş görüşmesinde bulunduğunuz havayı soluyorsunuz, etrafınızı gözlemliyor, çalışan insanların nasıl çalıştıklarını analiz ediyorsunuz. İşten ayrılanların nedenleri arasında görebilirsiniz. ‘mutlu değilim’, ‘huzurlu bir çalışma ortamı yok’…

Harward Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada iş yerinde mutluluğun sırrı denilen faktörler de ele alınmış. Mutlu bir iş yeri için yapılan ankette, ilk sırada çalışanların yaptığı işi sevmeleri, arkasından iş arkadaşları ile arasındaki ilişki sonrasında ise yöneticilerle anlaşabilmek geliyor.

Tabi ki her şeyden önce işimizi sevmemiz gerekiyor, onda bir sorun yok, ana temel kural bu. Daha sonra iş arkadaşlarımızla uyum içinde çalışmamız, ilişkilerimizin iyi olması gerekiyor. Şimdi burada biraz durup, bu konuyu biraz irdeleyelim. Hiç birimiz iş arkadaşımızı seçemiyoruz maalesef. Kimi iş arkadaşımızı al eve götür; o kadar iyi, cana yakın, yardımsever. Kimisi de tabiri caizse evlat olsa sevilmez cinsten. Şimdi böyle bir ortamda huzuru ara bul. Bu gibilerden uzak durun demek isterdim fakat ne mümkün. Gündelik hayatta arkadaş seçmek, belli insanlardan uzak durmak mümkün olabilir ama iş hayatında böyle bir durum söz konusu değildir. Bu yüzden iş yerinde arkadaşlık ilişkileri önemlidir. Huzuru oluşturan etkenlerden biri olan iş arkadaşlıkları çoğu zaman iş koşullarının önüne de geçmektedir işten ayrılışlarda.  İşlerinden bu gerekçeyle ayrılanların bir kısmı bunu mesai arkadaşlarıyla anlaşamadıkları veya ortamda kendilerini yabancı hissettikleri için yapmaktadır. Bu durumda iş arkadaşlıklarında dikkat etmemiz gereken önemli detaylar şu şekildedir.

 

  • İş arkadaşı edineceğim diye hemen ilk tanıştığınızda can ciğer kuzu sarması olmayın. Unutmayın iş arkadaşı edinmek mayın tarlasına girmek gibidir. Acele etmeyin sakin…
  • Kendiniz hakkında özel şeyler paylaşmanız aranızdaki bağları güçlendirecek olsa da, bunu biraz zaman geçtikten sonra ve ölçülü olarak yapmaya dikkat edin.
  • Yeni girdiğiniz bir ortamda birileri hakkında konuşmanız pek hoş olmaz. Masum dedikodular yeni arkadaşlıkları güçlendiriyor gibi görünebilir ilk etapta ancak daha sonra çözülemeyecek problemler yaratabilir. Dedikodu yapmayın demiyoruz, yapın ama ölçülü şekilde.
  • Kime nasıl davranacağını ayırt etmelisiniz, Doğru mesafeyi koymalı ve korumalısınız.
  • İş yerinden kendinize dost bulmak gibi bir gaflette bulunmayın. Nitekim rekabetin olduğu yerde dostluğun esamesi okunmaz.

Gelelim mutluluğun sırrı denilen faktörlerden üçüncüsüne. İş yerinizde mutlu ve huzurlu olmak istiyorsanız yöneticinizi seçin. Evet, yanlış okumadınız sevin demiyorum, seçin diyorum… İş görüşmesi yapmaya başladığınız an istemeden yapıyorsunuz bu seçimi aslında farkında değilsiniz. Sevmediğiniz bir yönetici ile günün 8/ 10 saatini geçirmenin size ve geleceğinize ne kadar zarar vereceğini o an düşünme yetisine sahip olmalısınız. Hadi diyelim aldandınız ilk görüşmedeki o büyülü ortama ve işe başladınız. Bu saatten sonra yöneticinize saygı göstermek ve uyum içinde çalışmak zorundasınız. İyi bir ilişkinin temeli yöneticinin gücünü anlamak ve ona uyumlu davranmaktan geçer. Yöneticinizi sevmeniz ve uyumlu çalışmanız için yapmanız gerekenler ile ilgili şuraya birkaç madde bırakıyorum. J

  • Öncelikle yöneticinizi tanımayı deneyin.
  • Ölçülü ilişki kurun. Öyle iki espri yapınca hemen gevşemeyin, ölçülü ve mesafeli ilişkiler her zaman kalitesini korur.
  • Gerek havadan sudan konuşurken, gerek kişisel sorunlarınızı dile getirirken, yöneticinizin ilgilendiği sınırlar içinde kalmaya özen gösterin.
  • Yöneticinizin saygısını kazanmaya çalışın. Bunu da iyi bir çalışan olduğunuzu göstererek ve bulunduğunuz noktanın ötesinde yetkinliğe ve sorumluluk almaya hazır olduğunu göstererek başarabilirsiniz.
  • Hiçbir talebi geri çevirmeyin: Çok geçerli neden olmadıkça, üstlenmemiz beklenen ilave iş veya sorumluluktan kaçınmayın.
  • Görev sizi özellikle heyecanlandırmasa da, istekli ve heyecanlı gözükmek, işi daha iyi anlamak ve yöneticinin takdirini kazanmak açısından önemlidir.
  • İş hayatında başarılı olmak veya bir işyerinde varlığını sürdürmek, yöneticinin geribildirim ve eleştirilerine (hak verseniz de vermeseniz de) kulak vermekten geçer. Bu nedenle yöneticinizin eleştirilerini ‘yöneticim beni kıskanıyor ya da çekemiyor’ olarak algılamayın.
  • Yöneticinizden şikâyet etmeyin. Yöneticinizin en son duymak isteyeceği şey, onun hakkında yaptığınız olumsuz konuşmalardan haberdar olmak olacaktır.
  • Ölçülerini korumak koşulu ile yöneticinizin davranışlarının sizde yarattığı olumlu/olumsuz duyguları aktarın.

İşte böyle… Huzur dediğin o kadar kolay bulunmuyor. Uzmanlarımızın her dediğine kulak vermeliyiz. Nihayetinde yaşamak için para kazanmak zorundayız, bunun içinde çalışmak. Çalışırken de sebat edeceksin ki başarıya da ilerleyeceksin. Bu aşamada mutlu ve huzurlu olmayı da başaracaksın.

Danimarkalılardan ne eksiğimiz var, sorarım size. Danimarkalılar iş yerinde o kadar mutlular ki bunun için bir kelimeleri bile varmış. ‘arbejdsglæde ‘ . Anlamı ise; “İş” anlamına gelen arbejde ve “mutluluk” manasındaki glæde kelimelerinin birleşimi olan arbejdsglæde “iş yerinde mutluluk” demekmiş. İlk etapta karalama gibi görünse de, iş yerinde mutluluğu bulmuşlar ya ona bakın.

Unutmayın;

“Çok çalışmak + Terfi etmek = Mutlu olmak” Pek çok kişi iş hayatında mutluluğun formülünü bu şekilde tanımlıyor ve başarıyı yakaladıktan sonra mutlu olacağını düşünüyor.

Ancak düşünülenin tam aksine MUTLU,HUZURLU İNSANLAR başarılı olabiliyor…

 

Sevgiyle…

B.Şilan GÜNGÖREN

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir