İŞSİZLİK BİR SORUN DEĞİL, EĞER İŞSİZ DEĞİLSENİZ

İŞSİZLİK BİR SORUN DEĞİL, EĞER İŞSİZ DEĞİLSENİZ

Üniversite yılları ve mezuniyet sonrası ne yazık ki genel bir nakarat gençlerin dilinden pek
düşmez. Buna kısaca “İşsizlik sendromu” diyebiliriz. Ne yazık ki 30 yaş üzeri olanlarda ise
bıkkınlık ve muhtelif sorunlar başlar. Hele 40 yaş üzeri işsiz kalınmışsa durum daha da
vahim. Her iki grup için genelde içine kapanma, yalnızlaşma, ümitsizlik ve muhtelif travmalar
da konunun kişisel yaklaşımdan öte ve psikolojik yönlerini de ortaya çıkarır. Böylece
merkezde onlar vardır ama sorunlar bir yumak haline gelir ve çoğu zaman kör düğüme
dönüşür.

İşsizlik sorunu sadece işsiz gencin veya orta yaşlıların sorunu değil aslında. Çünkü işsizlik
hem gencin gelecek umudunu ve tüm aileyi böylece de ülkenin genel refahını etkiliyor.
Gençler ve yaşlılar yanında kadınlar ve engellilerin de işsizliği… toplumumuzu derinlemesine
etkiliyor. İşin insani yönün önemi ekonomik kayıp ve gelir gider dengesinden çok daha
önemli. İşsizlik sadece belirli şehirlere veya bölgeye hatta ülkemize bile özel değil, aslında
işsizlik çoğu ülke genel ifade ile de dünyanın sorunu.

İşsizlik konusunda neler duyuyoruz bir hatırlayacak olursak;
 Boşa okudum ben çünkü iş bulamıyorum. Beni aramıyorlar.
 Ev hanımıyım beyim işsiz, çocuklar işsiz ve ümitsiz ben zaten iş bulamam.
 Orta yaşlıyım hatta daha 40 yaşında bile değilim ama iş bulamıyorum.
 İyi de yaşlılar, hatta emekliler ne yapsın? Onlar nasıl iş bulacaklar?
 Kim çözecek bu işsizlik sorununu?
 Benim hiç ümidim yok….
Demeyin. Lütfen çünkü bunun hiç kimseye yararı yok. Biliyorum sizi suçlayan çok ama bari
siz yapmayın. Salt kendinizi suçlamayın. Biliyorum çünkü hepimiz bu yollardan geçtik. Bu
konudaki genel klişe ve yaygın ifadeleri aklımıza geldiğince sıralayacak olursak:
 Gençsin, güzelsin evlen de kurtul, derdin ne ki iş arıyorsun?
 Onca yıl okudun, askerliği yaptın ve evlenmek de istiyorsun ama iş konusunda tık yok.
 Bu yaşa geldin bir baltaya sap olamadın. Daha ne kadar baba parası..
 İş aramıyorsun sen, başkaları nasıl iş buluyor sanki bir kafanı çalıştırsan.
 Ohh ne ala ekmek elden su gölden. Senin iş bulmaya ve çalışmaya niyetin yok.
 Yan gelip yatacağına çıkıp iş arasana. Yine mi TV seyrediyor veya aylaklık
yapıyorsun?
 Hanım bak, bizim bu çocuk iş bulamayacak, aha da buraya yazıyorum. İstemiyor
çünkü.
 Bey niye çalışmak istemiyormuş benim kızım, iş bulsun çalışacak. Olmadı
evlendiririz.

Dikkatinizi çekiyorsa işsizlik konusunda genel yaklaşım çoğunlukla çözümden uzak. Ne yazık
ki ya suçlama, ya ümitsizlik ya da konuyu tamamen yanlış anlama üzerine kurulu ve ortada
top çevriliyor genelde. Kullanılan kılıf; beylik açıklamalar, istatistik sanatını konuşturmak, bir
yolunu bulup birilerini suçlamak ve tüm bunlar olurken işsiz kesim öncelikle gençleri
kimsenin dinlememesi. Zaten onlar ne bilir ki? İşsizliği çözmek aslında çok kolay ama kimse
böylesine büyük kurgulu bir projeye kafa yormuyor. Çünkü kökten çözüm için aylar hatta
yıllar yetmez ve radikal kararlar alınmalı, net prensiplerle ve gelecek odaklı çözümler
üretilmeli. Unutmayın her yıl on hatta yüz binlerce yeni işsiz aramıza katılıyor.

İşsizlik sorunu kademeli olarak çözülebilir dersem hemen birileri çıkıp ve onca akademisyen,
işadamı, siyasi ve ilgili kurum ve kuruluşlar bu konuları çözemedi de sen nasıl çözeceksin bile
demez bile. Onlar da haklı çünkü konu düşünüldüğünden çok daha karmaşık. Çözüm nereden
baktığımızla da ilgili. Dahası geçici çözümler yanında onca yapılan planlama, çalışma, teşvik,
destek ve üretilen projelere rağmen işsizlik böylesine bir sorun ise demek ki yapılacak daha
çok şey var. Bunun için yeni bir bakış açısı gerekiyor öncelikle. Çünkü işsizlik ancak; yerel,
bölgesel veya yaş ya da sektör tuzaklarından ve top çevirmelerinden uzak olarak uzun
dönemli planlama ve tepeden tırnağa kararlılıkla uygulamayla ancak çözülebilir.

Sözün özü bence “Türkiye’nin en önemli sorunu: İŞSİZLİK!” Daha fazla anlatmaya, gerek
yok. Görürsünüz eğer gerçekten bakarsanız.

Sahi gençler, emekliler, ev hanımları, engelliler, kısaca işsizler sizin bu konudaki
düşünceleriniz ne?
Sizce de işsizlik çözülebilir mi?

Abdullah BOZGEYİK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir