ÖFKEM SARSIN HER YANIMI…

Kim korkar öfkeden baş etmesini bildikten sonra…

Öfke mi bizi ele geçiriyor yoksa biz mi onu kontrol altında tutuyoruz? Bu zorlu mücadeleyi kazanabilen kaç kişi vardır acaba?

Açık söylemem gerekirse ben de öfkemi kontrol altına almakta zaman zaman zorlananlardanım. Özellikle öfkenin iş hayatında ki yeri oldukça fazla. Yoğun iş temposu ve stres nedeniyle kontrol edilemeyen öfke dönüşü olmayan zararlara neden oluyor.  Bir yandan profesyonel tutum diğer yandan kendini ifade etme çabası derken, kişi kendini öfke patlamasının içinde bulabiliyor. Gayet doğal olan bu durum, doğru kontrol edilemediğinde ortaya pek çok büyük sorun çıkarabiliyor.

İş yerinde öfke yaratan başlıca sebeplerden bazıları iş yükünün fazla olması, iş güvenliğinin olmaması, ücret yetersizliği, uygunsuz çalışma koşulları, iş kontrolünün düşük olması, takdir edilmeme, gereksiz bulunan kurallar, çalışanlarla iyi ilişkiler kurulamaması ve fikir ayrılıkları olarak sıralanacağı gibi, sadece kişinin karakteri özelliği olaraktan tanımlanabilir.

Bu sebeplerin yarattığı öfke kendisini şu şekilde göstermektedir.

  • Sinirlilik hali,
  • Şirket politikalarına, kurallarına gereğinden fazla tepki gösterme,
  • Diğer çalışanlarla ilişkilerde hassaslık ve kırılganlık,
  • İşe saplantılı şekilde bağlı olma
  • Agresif davranışlar,
  • Fiziksel şiddet,
  • İğneleyici, alaycı tavırlar, aşırı duyarlılık,

Öfkeyi doğru ifade etme becerisini kazanmaya “öfke kontrolü” denilen günümüzde hangi adımlar öfke kontrolünü desteklemektedir. Bu adımlar;

Düzenli ve yeterince uyku

Günlük yaşantımızda oldukça büyük öneme sahip olan uykunun eksikliği veya düzensizliği sinir sistemine baskı yapmakta ve bu baskı kişiyi hırçın, asabi, saldırgan biri yapmaktadır. Bu nedenle uyku kalitesine ve düzenine özen göstermek gerekmektedir.

Empati duygusunu geliştirme  

Sık sık duyulan kelime ‘empati’ . Başkalarını daha iyi anlamaya çalışanlar daha az öfkelenmektedir. Birbirini anlamayan kişiler sorunlarını çözmek için öfkeye başvuranlardır. Bu nedenle çalışma ortamında kişileri anlamaya çalışarak, karşıdaki kişinin yerine kendini koyarak kişi empati duygusunu geliştirmektedir.

Değiştirme gayretinden uzak durma

Karşınızdaki kişinin düşüncelerini ve davranışlarını değiştirmeye çalışmak öfkelenmeye sebep vermektedir. Burada kabul edilmesi gereken her kişinin kendine has bireysel özelliklere sahip olduğudur. Sağlıklı bir çalışma ortamı için kişiyi olduğu gibi kabul etmek gerekmektedir.

 

 

 

Gerçek sorunu belirleme

Problemi belirlemek çözüme ulaşmanın ilk yoludur. Gerçek sorunu belirler iken sağduyulu olmak, durumu kişiselleştirmeden doğrudan sorunu oluşturan unsurlara odaklanmak gerekmektedir. Buna göre hareket ederek, olaya geniş açıdan bakmayı denemek gerçek soruna ışık tutmaktadır.

 

Dayatmalardan kaçınma

Hemen hemen herkesin iş ortamına, iş arkadaşlarına veya üstlerine yönelik belli tercihleri olabilir, bu normaldir. Ancak bunların herkesin mutlaka uyması gereken kurallar gibi dayatılması kişide katı ve yüksek beklentilere sahip olma düşüncesini oluştur, dolayısıyla hayal kırıklığına uğrama ihtimali artar ve kolaylıkla öfkeye sebebiyet verir.

 

Eleştiri

Bazı insanların karşısındakini yetersiz veya sorumsuz bulması o kişinin yetersiz veya sorumsuz olduğunuzu söylemek için yeterli değildir. İnsanların değerlendirme kriterlerinin farklı olabileceğini ve her konuda yetkin, istisnasız sorumluluklarını yerine getirebilen biri olmadığını da göz önünde bulundurmak, yapılan eleştirilere karşı öfkelenmenin önüne geçer.

 

Kişisel farklılıklara saygı gösterme

İnsanların farklı kültürlerden, çevrelerden, eğitim ve ahlak kurallarından ve farklı yaşam tecrübelerinden geçmesi, bazı kişilerin farklı değerlere ve farklı davranışlara sahip olduğu gerçeğinin göstergesidir. Bu farklılıkları kabul etmemek kişiyi sıklıkla öfkeye götürür. Bu nedenle kişisel farklılıklara saygı göstermek öfke kontrolü için önemli bir eylemdir.

 

Bu adımlardan yola çıkarak kişi öfke kontrol mekanizmasının sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlamaktadır. Amaç öfkelenmemek değil, öfkenin kaynağını keşfedip, ona karşı tedbir almak ve öfkeye karşı gösterilecek davranışı belirlemektir.

Öfkemizi bastırabiliriz, anlatabiliriz ya da dindirebiliriz. Bu durum kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Ama seçilen her davranışın sonunda amaç öfkeyi kontrol altına almaktır.

Öfkenin benliğinizi ele geçirmesine izin vermeyin…

Unutmayın ‘ Keskin sirke küpüne zarar’ dır.

                                                                                                                          B.Şilan Güngören

                                                                                                                                                       

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir