Z Kuşağı Demokrasisi ve Yönetimi

Z Kuşağı Demokrasisi ve Yönetimi

Tek parça haline gelen dünyada kültürlerin etkileşimi en çok yönetimlere yansımıştır. Bu hızlı değişim birçok kavramın içeriğini de defalarca değiştirmiştir. Bunlardan birisi yönetim ve demokrasidir.
Şimdi henüz ortalama 17 yaşında fakat beş sene sonrasının personelini ve vatandaşını görerek proaktif çözümler üzerine yazacağız. Dönemsel yaşam koşulları bakımından üç kuşak olarak ayrılan nesillerin sonuncusu olan Z kuşağının yönetim talebi ile diğer nesillerin talebi doğal olarak farklılaşmıştır. Y kuşağının otorite tanımazlığının had safhaya çıktığı nesil denebilir. Buradaki yönetim kavramı yalnızca devlet yönetimi olarak değil aile içi ve şirket içi olarak ele alınmalıdır.
Rousseau’ nun dediği gibi “İnsan doğası gereği toplumsaldır ya da en azından toplumsal olmak üzere yaratılmıştır.” Rousseau herhalde 2000-2021 kuşağını görse bu cümlesini geri alırdı. Çünkü sosyalliğin neredeyse tamamen bittiği ve teknolojiye inanılmaz adapte olan bir nesil var.
Yönetim ve demokrasi kavramı ise daha önceden slogan, eylem, münazara, pankart gibi aktif sahada talep edilirken, Z kuşağı değil bunlar için oynamak için bile sokağa çıkmamakta, tüm taleplerini dijital dünyada aramaktadır.
Z kuşağının damarı olarak gördüğüm şey ise talepleri noktasındaki ısrar ve direniş. Bu ısrar elbette belli bir körlük oluştururken doruğa ulaşan taleplerinde ise grup halinde eğlenceli fakat ısrarlı eylemlere dönüşebilir ve işin içine eğlence katmaları ise bu ısrarı uzun süre sürdürtebilir.
Talep edemeyecekleri hiç bir konu olmaması şirket içi, aile içi veya toplumsal görevlerinde sınırları genişletiyor. Bunu şirket veya yönetim olarak iyiye kullanmanın yolu ise beceri ve zekâlarını kullanabilecekleri üretim alanları açmaktan geçmektedir. Çünkü her güç ve akıl kullanılmak ister. Bu nesildeki bebeklikten süregelen özgüvenin verdiği özgürlük anlayışının sınırsız olması en kontrol edilmesi güç konulardan biridir. Bunu bazı yönetimler iş çalışma saatlerinin kısaltılmasına veya evden çalışma imkânı vererek şimdiden çözüm bulmuşlardır. Fakat bunu her yerde uygulamanın imkânsızlığı yönetimleri farklı arayışlara itecektir.
Hazır ve hızlı bilgiye ulaşmanın getirdiği sabırsızlık, problem çözmedeki deneyimsizlik ve grup çalışmalarına yatkın olmayışları gibi eksikliklere, devlet yönetimleri sivil toplum kuruluşlarına yönlendirmekle, şirket yönetimleri ise küçük sorumluluklar vererek tutundurmakla çözüm bulacaktır.
Şu çarpıcı gerçeği görmezden gelemeyiz: Önceki iki nesil aile merkezli ve yönetim merkezliydi. Fakat bu son kuşak aileleri çocuk merkezli olmaya itmiş, devlet yönetimlerini ise birey odaklı düşünmeye yönlendirmektedir. Yani kuralları koyan taraf artık değişmiştir. Buna şimdiden çözüm bulmak isteyenler yönetişim politikalarını bir kez daha gözden geçirmelidir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir