Tutku Barın, Hem İş İnsanı Hem De Sportif

İK GENÇ kurucusu ve İş Dünyasının Yaşam Koçu Hakan Nergis sordu, Tutku Barın içtenlikle cevapladı.

Tutku Barın kimdir ? 
1971 doğumluyum. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği mezunuyum.Uzun yıllar özel sektörde bir Fransız kuruluşu olan Schneider Electric Türkiye’de Otomasyon Satış ve Pazarlama müdürü olarak çalıştıktan sonra yaklaşık 3 yıl önce Barina Lighting Design olarak kendi firmamı kurdum.Barina Lighting Design olarak aydınlatma tasarımı ve  otomasyon çözümleri ile birlikte elektrik tesisat proje ve taahhüt üzerine inşaat sektöründe hizmet veriyoruz. 18 yaşında bir oğlum var.Kısaca; 46 yaşında, çalışan bir anneyim.

Spor sizin için ne anlam ifade ediyor ? 
İlkokul günlerimden bu yana beri düzenli idman yapıyorum. Spor benim tutkum, vazgeçilmezim, olmazsa olmazım..

Sağlıklı yaşam deyince aklınıza ne geliyor ? 
Herşeyden önce sağlıklı yaşam algısının, hem bedenimiz hem de ruhumuz için olması gerektiğini düşünüyorum. Sağlıklı yaşam sürebilmemizin yolu, öncelikle bir hayat disiplinine sahip olmaktan geçiyor. Herşey zihinde başlıyor, zihinde bitiyor. Öncelikle inanmak, sonrasında da vazgeçmemek için yine zihin gücümüze ihtiyaç duyuyoruz.
İş, aile, spor ve sosyal hayat..hepsinin zamanında ve kararında olması gerektiğine inanıyorum.Hayatta her şey bir denge içerisinde yaşandığı takdirde uyum içerisinde sürdürülebiliyor.

İş hayatınızda önem verdiğiniz değerler nelerdir ?
Tüm beşeri ilişkilerimde olduğu gibi; içtenlik ve tutarlılık benim için esastır. Karşılıklı güvenin bu iki temel değere dayandığına inanıyorum. > İş hayatında da bu durum aynı şekilde süregeliyor. İş yaptığım kişi-kuruluşlar ya da çalışma arkadaşlarımızla beraber yola çıkabilmek ve devam edebilmek için güven unsurunu öncelikli tutuyorum.

İş hayatınızda olmazsa olmazlar var mıdır ? 
Tembelliğe asla toleransım yok. İnsanın hedefleri olmalı, o yolda azimle sonuna kadar uğraş vermeli.
Bunun için gereken tek şey; çalışmak.

Özel yaşantınızda spor dışında neler yapıyorsunuz? 
Seyahat etmek en sevdiğim diyebilirim. Farklı şehirleri, ülkeleri görmek, farklı kültürlerdeki hayatları tanımak, dünyaya farklı pencerelerden bakabilmeyi sağlıyor. Yıllardır hiç vazgeçemediğim alışkanlığım; gittiğim ülkede uyandığım ilk sabahın erken saatlerinde şehri koşmak oluyor. Bu bir iş seyahati olsa bile az uyumak pahasına da olsa bu alışkanlığımdan vazgeçmiyorum. O şehirdeki yaşamın gerçeklerini, ara sokaklarındaki keşfe değer güzelliklerini koşarak geride bırakıyorum.. bundan aldığım hazzı tasvir etmeye kelimeler kifayet etmiyor.
Bir de yemek yemek.. farklı kültürlerin mutfaklarını keşfetmek.. Özellikle deniz ürünleri ilk tercihim..Diğer mutfakların da hepsinin gönlümde yeri ayrı.. Tüm bunların yanı sıra viski ve puro ayrı birer tutku benim için. Kendime ayırdığım zamanlarda yalnız bile olsam viskim ve purom eşlik ediyor bana..

Aile deyince ne hissediyorsunuz ? 
Önce oğlum diyorum. Hayatımın anlamı, nefesim..  Annem ise yuvam. Oğlum ve annem benim ailem.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir